Genel Başkan'dan


ŞARTLAR BİRLİĞİ EMREDİYOR

Bir kaşık suda fırtına koparma oyununun Genelkurmay’dan döndüğünü söyleyen BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, misak-ı milli hudutlarımızın tartışılmaktan da öte işgal konusu haline geldiği ortama dikkat çekerek, “millet, basın, ordu, hükümet olarak çok dikkatli ve titiz olmamız lazımdır” dedi.


Hükümet ile Türk Silahlı Kuvvetleri arasında bir rahatsızlık bulunduğu haberi üzerine Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök’ün, basın mensupları ile sohbet tarzında bir toplantı yaparak görüşlerini açıklaması konusunda bir değerlendirme yapan BTP Lideri Prof. Dr. Haydar Baş, açıklamanın basın sohbeti şeklinde gerçekleşmiş olmasının, medyanın, efkâr-ı umumiyeye duyurduğu gibi ortada çok vahim bir meselenin olmadığının fiili mesajı olduğunu söyledi.

ALINACAK DERS
“Sohbet tarzında yapılan açıklama, hükümet ile ordu arasındaki meselelerin diyaloglarla aşılabileceğini ifade-i meram tarzıdır” diyen Prof. Dr. Haydar Baş, şöyle konuştu: “Medyanın ortaya koyduğu tavır, sanki, Türk Silahlı Kuvvetleri, bir ihtilale hazırlanmış tarzında iken Genelkurmay Başkanının açıklaması, böyle bir şeyin düşünülmesinin çok sakıncalı olduğunu, böyle bir şeyin asla hatıra gelmemesinin gerektiğini ifade eder tarzda oldu. Çünkü, Hükümet, cumhuriyetin temel niteliklerine karşı icraatta bulunuyor mu? Hayır! Atatürk İlke ve İnkılaplarının ruhuna aykırı harekette bulunuyor mu? Hayır! Hükümette, bu iki ilkeye sadakat var olduğuna göre rejimin tehlikede olduğu söz konusu değildir. ‘Birtakım fikir ayrılıkları var. Buna göre bir takım atamalar yapılmıştır. Bunlar da aydınlatmak ile düzelebilir’, mesajıdır yapılan sohbetten alınacak ders.”

BİR KAŞIK SUDA FIRTINA
Dedikoduların önce dış basında gündeme geldiğine dikkat çeken BTP Lideri Prof. Dr. Haydar Baş, “Mikrop taşıyan sinek gibi basının bunu bizim dünyamıza getirmesinin manası nedir?” diye sordu. Prof. Dr. Haydar Baş, özellikle mevcut kuşatılmışlık ortamında Türk basını başta olmak üzere milletin, halkın, ordunun takınması gereken tavır hakkında şunları söyledi:
” Türkiye’nin idaresini veya yönlendirmesini, hep, dış dünya mı yapacak, Amerika mı yapacak, Almanya mı yapacak? Mikrop taşıyan sinek gibi basının bunu bizim dünyamıza getirmesinin manası nedir? Zaten ekonomide çok ciddi rahatsızlıklar var. İçinden çıkılamıyor. Mesele işi bu noktaya taşıyan basının hoş görü sahibi olmaması, hayır üzere yönlendirici olmaması, meseleleri devamlı surette yanlışa, zarara doğru sürüklemesinden kaynaklanıyor. Vazifesi, bir ayna olarak hadiseleri yansıtmak olmak gerekirken maalesef bunu farklı yönlere taşıdığı için bir kaşık suda fırtınalar kopartılıyor. Genelkurmay Başkanımız ‘böyle bir fırtına yoktur’, diyor.”

DİKKATLİ OLMAK ŞART
“Basın askerle hükümetin arasını açmaya çalışıyor. Ama diğer taraftan parsayı almak isteyenler alıp götürüyor. Basın, mesela ‘kırmızı çizgi’nin üzerinde niye durmuyor? Basının bugün bu vazifesini ifa etmesi, Türk Silahlı Kuvvetlerini buraya davet etmesi lazım. Düğün değil, bayram değil, ‘sen, ayakkabıyı ters giydin’ mantığı ne ise bugünkü ihtilafın mantığı da budur. Nitekim sayın Genelkurmay Başkanımız da bunu böyle ifade etmiştir. Bugün, milletin, siviliyle askeriyle beraber olması gerektiği, bazı gönül kırıklıklarının basında yansımaması gerektiği bir durum söz konusudur. Çünkü, aşağımızda, Kuzey Irak’ta devlet kurma konusu var. Hemen burnumuzun dibinde soykırım tasarısı var. Yarın Doğu Anadolu’da vukubulma ihtimali olan Ermeni Devleti olayı var. Basının, milletin, halkın, ordunun bunlara yoğunlaşması lazım geldiği bir dönemde biz, neyi tartışıyor, neyi konuşuyoruz? Merhum Mustafa Kemal Atatürk’ün bize emanet ettiği cumhuriyetin misak-ı milli hudutları artık tartışılmaktan da çıktı, işgal konusu haline geldi. Bunun için çok dikkatli ve titiz olmamız lazımdır.”

EUROVİSYON’DA TABİİ SONUÇ
BTP Lideri Prof. Dr. Haydar Baş, 28 yıl aradan sonra Türkiye’nin, Eurovisyon birinciliği hakkında da şu değerlendirmede bulundu:
“Biz, birinci olmadık. Yani Türk milleti, Türk dili, Türk musikisi birinci olmadı. Bu dansın, şarkının, milli bütünlüğümüzle, milli ruhumuzla uzaktan yakından alakası yok. Adamlar bizi kendilerine benzettiler. Kendilerine benzeyen adamlara da ‘evet’ dediler. Yarışmacı arkadaşlarımı tenzih ederim. Onları da bilmeden böyle bir mukallitliğin içine sokmuş oldular. Ama dili öz Türkçe, musiki tarzı Türk milletinin malı olan bir parça ile eğer bu birincilik olmuş olsaydı; zeybeği, horonu, misketi vs ile bir birincilik alınmış olsaydı, ‘Avrupa bizi kabul etti’ derdik. Avrupa’nın kabul ettiği kendine benzeyenlerdir, bize benzeyenler değil. Bu, tabii bir sonuçtur. Şimdi beni teslim aldı. İşgal güçlerini göndererek teslim almak var. Kültür emperyalizmi ile teslim almak var. Huyunu, huyuna, ahlâkını, ahlâkına benzetti, seni teslim aldı. Ben bu yarışmada şahsen sonunculuk bile görmüyorum. Biz orada yoktuk ki sonuncu veya birinci olalım. Yine yarışmacı arkadaşlarımı tenzih ederim. Ama gerçek budur.”


Eklenme tarihi: 01-06-2003