Genel Başkan'dan


IMF İLE YOLLAR AYRILMALI

Hangi hükümet gelirse gelsin IMF politikaları ile bir yere varılamayacağını söyleyen BTP Lideri Prof. Dr. Haydar Baş, “yapılacak ilk iş bir an evvel IMF programlarına son vermektir” dedi. Prof. Dr. Haydar Baş, Türkiye’nin ekonomideki kara delikleri kapatacak kaynaklara sahip olduğunu belirtti.

Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, hükümet üstüne hükümet değişmesine rağmen Türkiye’nin ekonomisinin düzelememesi, daha da kötüye gidişini değerlendirdi. Prof. Dr. Haydar Baş, kötü gidişatın sebebinin IMF politikalarında ısrar ve milli bir ekonomik modele geçmemekte yattığını söyledi.


STRATEJİK OYUN
“IMF ile yola devam eden devletlerin hali ortada. Hiç birinin iki yakası bir araya gelmemiştir. Dolayısıyla bizim de bu yolculuktan kârlı çıkacağımızı düşünmemiz kendimizi avutmaktır” tespitinde bulunan Prof. Dr. Haydar Baş, şekere, fındığa, çaya, tütüne, mısıra, buğdaya kısaca tarım ürünlerine tahdit konulduğunu, tarım arazilerinin metruk hale sokulmak istendiğini, oyunun tek yönlü olmadığını, hem tarım hem de sanayi kesiminin darbe yediğini söyledi. “Bugün bize ucuz fiyata tarım ürünü satın almayı salık veren IMF’nin dediğini yaparak, üretimden tamamen koptuğumuzda bugün yarı fiyatına aldığımız ürünün 3 katına çıkmayacağını kim garanti edebilir?” diyen Prof. Dr. Haydar Baş, vazifesi para satmak olan kurum IMF aracılığıyla Türkiye’nin stratejik bir oyun, bir sarmal, bir kuşatma ile karşı karşıya bulunduğuna dikkat çekti.

IMF PROGRAMLARININ FATURASI
Türkiye’nin borcu bile değil borç faizini borçla kapatma sarmalına sokulduğunu söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş, bu uygulamaya bir an evvel son verilmesi gerektiğine işaret ederek şöyle dedi:
“Devletin iç ve dış borçları var. Ödeme zamanı geliyor. ‘Yeni borç buluruz. Vadesi gelen borçları öderiz’ deniliyor. ‘Kazanırız da kazandığımızla borcumuzu öderiz’ diye bir şey yok. Hatta yaptığımız şey aldığımız yeni borçla borcu değil borçların faizini ödemek. Türkiye geçen yıl 51 katrilyon faiz ödedi. Bu yıl ödeyeceğimiz faiz 70 küsur katrilyon. 10 yıl sonra sadece borçlarının faizine ödeyeceği miktar 700 katrilyon edecek ki bunun altından hangi millet hangi gelirle çıkabilir? Bu, IMF’nin bize getirdiği bir faturadır. Bu mantıkla, melekleri de getirsek, başbakan yapsak, yapacakları bir şey yoktur. Onun için Türkiye’nin yapacağı iş bir an evvel IMF programlarına son vermek, bu delikleri kapatmaktır. Bu kapanmazmış, kaynağı yokmuş! Hepsi yalan. Hepsinin kaynağı var. Bizim endişemiz, bu kaynakları, ‘yoktur’ diyerek, yok pahasına satabilme cüretinin zuhur etmesidir ki asıl cinayet o zaman kopar.”

ÇARKLAR DÖNMÜYOR
Piyasalarda çarkların dönmediğini söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş, bunun sebebini şöyle izah etti:
“Güya ucuzluk için yola çıkıldı. ‘Piyasadan parayı emmemiz lazım. Emdik mi talep azalacak. Azalınca da ucuzluk olacak’ dendi. Piyasadan para tamamen emildi. İktisatta vazgeçilmez kuraldır. İnsan vücudunda, damarda dolaşan kan misali, milletlerin ve devletlerin de hayatının devamı için piyasada dolaşması gereken bir para miktarı vardır. Bu miktarı dolaştırmazsanız çok ciddi sıkıntılar başlar. En az milli gelirin % 30’u kadar piyasada para dolaşması gerekiyor. Türkiye’de takriben 24 katrilyon TL piyasada dolaşması gerekirken 2 katrilyon ancak dolaşabiliyor. Onun için de durgunluk içinde enflasyon, yani stagflasyon yaşanıyor.”

ÜRETİM VE İSTİHDAMA FAİZ DARBESİ
“Faiz paranın bloke edilmesidir. Bir ülkede dolaşımda bulunan para miktarı 50 katrilyon TL ise faiz mantığı ile bu ara 3-5, bilemedin 10 tane elde bloke edilir. Piyasada bugün olduğu gibi 2 katrilyon para dolaşır. Sanayicinin para ihtiyacını devlet karşılamazsa tefecilerin eline düşüyor. Sanayici de fabrikasını satıyor. Faiz alıyor. Yani onlar da paralarını satmaya başlıyor. Memleket üretimin yerine farklı bir kulvara giriyor. Üretim olmayınca iş olmuyor, istihdam olmuyor. Bunu da teşvik eden devlettir. Hükümetlerin yapacağı asıl iş bunun önüne geçmektir. Yoksa halk ve devlet olarak iflas kapıda demektir.”

MİLLET NE YAPMALI ?
Prof. Dr. Haydar Baş, sanal sözlere göre değil bizzat yaşadıklarına inanması ve ona göre hareket etmesi gerektiğini belirtti. Yanlış politikalar devam ederse ülkemizin dayanma noktasının kırılabileceğini söyledi. Kaynaklar konusunda uyarıda bulunarak şunları söyledi: “Millet sözlere bakmayacak. Yaşadığı hale bakacak. Herkes türkü söyleyebilir. Adam 39-40 derece ateş çekiyor. ‘Sen çok iyisin. Gazel oku’ deniliyor. Bakkala gittiği zaman ekmek ucuzluyor mu? Şeker, gaz, benzin, tuz, giydiği elbise, gömlek ucuzluyor mu? Millet ölçü olarak buna bakmalı. Bakmazsa bu musibet de yağmur gibi onun başına yağar. Vatandaş, Ahmet’in, Mehmet’in ağzına değil, yaşadığı gerçeklere bakmalı.”
“Her taraftan kuşatılmış, iktisadi bakımdan da mağduriyete mahkum edilmiş bir ülke pozisyonundayız. Ama bizde bütün bu zorlukları aşacak plan, proje var. Hiç endişe etmesinler. Bizim endişemiz şu ki milli kaynaklarımızı özelleştirme adı altında yabancı sermaye sahiplerine peşkeş çekecekler. O zaman elimiz kolumuz bağlanacak. Milletimiz, böyle bir yanlış yapmamaları konusunda kendi bölgelerindeki siyasileri ayıktırsınlar. Böyle bir yanlış yapılırsa milletin eli kol bağlanır, devlet de batmaya mahkum olur.”


Eklenme tarihi: 04-06-2003