Genel Başkan'dan


KİMSE İŞSİZ, AŞSIZ KALMAYACAK

Bağımsız Türkiye Partisi’nin
Sakarya’da düzenlediği toplantıya yoğun ilgi gösteren Sakaryalılar, “Yüzüstü çok
süründün, ayağa kalk Türkiye” diye haykırdı.

Bağımsız Türkiye Partisi’nin (BTP) yurt çapında
gerçekleştirdiği tanıtım ve katılım toplantıları bu hafta sonu da sürdü. Türkiye’nin
problemlerini 24 saatte çözecek projelerin anlatıldığı toplantıların biri de Sakarya’da
gerçekleşti. Atatürk Kapalı Spor Salonu, 2. Kuvay–ı Milliyenin önderi ile BTP kurmaylarını
dinlemek için gelen Sakaryalılar tarafından tıklım tıklım dolduruldu. Ellerinde
Türk ve BTP bayrakları ile salona koşan Sakaryalıların “üstad, üstad”, “Bu vatan
bu millet seni bekliyor”, “İşte lider işte başbakan”, “Bağımsız Türkiye” sloganlarıyla
inlettiği program, Kuvay–ı Milliyenin sesi Ali Altın’ın türküleri ve sanatçı Sait
Uçar’ın kemençesiyle tam bir şölene dönüştü.


Kimse işsiz, aşsız kalmayacak
Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları, şehitlerimiz için saygı duruşu,
İstiklal Marşı ile başlayan proğramın açış konuşmasını il başkanı Sinan Kesici yaptı.
MYK üyesi Sabri Terzi, “BTP, topyekün bir milleti kardeş yapmak için geliyor. BTP,
‘bu vatan, bu asker, bu devlet, bu millet benimdir’ diyen, inanan, inandığını yaşayan,
yaşadığını anlatan, herkesin düştüğü bir anda ayağa kalkan lideriyle geliyor. BTP
ve lideri Prof. Dr. Haydar Baş, Şeker Pancarı Fabrikasını, Başak Traktör Fabrikasını
yeniden açmak için geliyor” dedi. BTP Genel Başkanı Ali Gedik, ilk seçimde BTP iktidarı
müjdesi vererek, “BTP iktidarında milletin yüzü gülecek. Açlık, sefalet konuşulmayacak.
Kimse işsiz kalmayacak. Herkes çalışacak. BTP iktidarı demek ekonomik bağımsızlık,
tam bağımsızlık demektir. 70 milyonun kardeşliği demektir” şeklinde konuştu.


TSK kainatın en güçlü ordusu olmalı
Sakarya’daki toplantıda 2. Kuvay–ı Milliyenin önderi Prof. Dr. Haydar
Baş da konuştu. Tarihte Türk milleti dendiği zaman akla can, mal, namus, din ve
vicdan, vatan emniyetinin, adaletin, merhametin, şefkatin, şecaatin, izzetin, iffetin
geldiğini söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş, bunun Türk’ün elini uzattığı her coğrafyada
bütün bu emniyetleri doya doya yaşatmasından kaynaklandığını belirtti.

Bu büyük milletin, muazzam bir devletinin, güçlü bir ordusunun olması gerektiğini
ifade eden Prof. Dr. Haydar Baş şöyle devam etti:


“Silahlı kuvvetleri olmayan millet ve devletler izzetini,
şerefini, can, mal, namus, din ve vicdan emniyetini koruyamaz. Biz can, mal, namus,
din ve vicdan emniyetini istiyorsak, TSK’ni kâinatın en güçlü ordusu haline getirmeye
var mısınız?


Silahlı kuvvetler, asker, ordu deyip geçmeyin. Bakın,
1919’da, Lord Curzon, ne diyor: ‘İlk amaç Türk ordusunun dağıtılması ve silahlarının
elinden alınmasıdır. Bu yapıldıktan sonra Türkiye’ye istenilen her şey kabul ettirilebilecektir.
Türkler için askerlik mesleği tamamen kapatılmıştır.’ Batının Türk milleti üzerinde
hesabı budur.”


Batının istediği bastığımız topraktır
AB’yi, menfaatimize uymadığı için kabul etmedikleri, böyle bir AB’yi
kabul etmenin zillet olduğu, zilletle de tarihte hiç bir milletin izzet bulmadığı
açıklamasında bulunan Prof. Dr. Haydar Baş, AB’nin İstanbul suriçinde bir Ortodoks
din devleti kurulmasını, Ayasofya’nın kiliseye çevrilmesini, Güneydoğunun bizden
koparılmasını, Kıbrıs’ın Rum’a, Ege’nin Yunanistan’a verilmesini, AB’ye girmek için
kilise kapısından geçmemizi, kendileri biraraya gelirken bizim bölünmemizi istediğini
belirterek şunları dile getirdi: “Onların bütün hesapları Türk milletini yok etmek
ve onun yokluğunda kendi menfaatlerini aramak ve de bulmaktır.


Batı, bu maksatla Afrika’ya gitti. Afrika’daki insanları
yerinden, yurdundan mahrum etti. Afrikalı bir yazar, ‘Avrupalılar, Hıristiyanlar
bize geldiği zaman elimize bir kitap verdiler, ‘gözünüzü yumun’ dediler. Gözümüzü
açtığımızda baktık ki elimizde bir kitap vardı. Ama ayaklarımızın altından topraklarımız
kayıp gitmişti’ diyor. İyi bilin, iyi görün ki Batının istediği bastığımız topraktır.
Batı, bu milletin tasarrufundaki Hicaz bölgesinin insanlarını hileyle, desiseyle
yanına aldı, Türk milletini arkadan vurdurdu. Sonra da o bölgede hiç bir emniyet
kalmadı. Müslüman kardeşlerimizi kebapçı kedisi gibi dilenir vaziyete getirdiler.
Bugün Türkiye’de oynamak istedikleri oyun da budur.”

\"Memleketi 24 saatte ayağa dikeceğiz\"
“Diyalog adı altında beş seneden beri millete yutturdukları şey milletin
gözünü boyayıp, bâtılı hak diye takdim etmektir. Bâtıl makûsün aleyh olamaz. Bâtıl,
bâtıldır” diyen Prof. Dr. Haydar Baş, konuşmasının son bölümünü ekonomiye ayırdı.
“Açlıktan, sefaletten, yokluktan bu millet mutlaka kurtulacaktır. Bu milletin kaderi
bu olamaz” şeklinde konuşan Prof. Dr. Haydar Baş, şunları söyledi:
“Onlar ne kadar batırırlarsa batırsınlar, biz o hızla Allah’ın izniyle memleketi
24 saatte ayağa dikeceğiz.


Ben, bu milletin elini Avrupalıya öptüreceğim. Emisyon hacmini
genişleteceğiz. Şeker, tütün işçisine, tarımla uğraşan, çalışan, üreten bütün
kesimlere faizsiz kredi vereceğiz. Kapanan fabrikaları açacağız. O fabrikalar
niçin kapanıyor, biliyor musunuz? ABD’nin, Avrupa’nın şeker fazlası var.
Fasulye, fındık, tütün fazlası var. IMF şart koşuyor. ‘O ürünleri alırsan ben de
sana bu krediyi veririm’ diyor. Biz de onların dediklerini yasallaştırdıktan
sonra kredi alıyor, fabrikaların kapısına kilit vuruyoruz. Bu kafa, bu siyasi
irade devam ederse ekmek kuyruğu başlayacak. Çünkü buğday yasası da çıktı.
İstediğiniz kadar buğday, mısır ekemeyeceksiniz. İthal etme durumunda
kalacaksınız. Millet ise çalışamıyor. İşyeri, aş yeri kapanmış. Ekmek alacak
parası olmayacak. İşte BTP buna ‘dur’ demek için kuruldu. Biz bu işlerin
altından Allah’ın izniyle 24 saatte kalkacağız. Amma, bir tek şartım var. Artık
uyumayacağız. Gece gündüz çalışacağız. Biz Meclis’e tiyatro oynamak için
gitmeyeceğiz. Milletin meselelerini çözmek, yaralarına merhem olmak için
gideceğiz. Onun için ekseriyetle, hem de en az 350 milletvekili ile gitmeye
mecbur ve de memuruz. Bunu gerçekleştirmeye var mısınız?”


Eklenme tarihi: 24-10-2002