Demeçler


Demokratik esaret ve yeni Anayasa

Anayasa tartışmaları AKP hükümetinin “can simitleri”nden biri…
Hükümet, “yeni Anayasa” planlarını bugüne kadar “şal” olarak kullandı.
Müflis iç ve dış siyasetinin dışa vuran taraflarının üstüne şal çekti.
Batak ekonomisinin üstünü örttü.
Şirazesinden çıkan ve adeta “AKP giyotini”ne dönüşen “emniyet ve adalet mekanizması”nın çarpık sonuçlarını perdeledi.
Kör gözüne parmak misali skandallar ve rutin hale gelen “şifreli işlemler” merkezi haline dönüşen Yüksek Öğretim ve Örgün Eğitim kurumlarının günah galerileri sarıp-sarmalandı.
Milletin canına tak eden ve sabır taşlarını çatlatan “PKK terörü”nün elebaşlarıyla yapılan “ilkesiz ve allengirli devlet temasları”nı sütreledi.
Yerel, bölgesel ve küresel eksenli dış politik manevralarındaki omurgasız, Haçlı AB ve Amerika’sına endeksli ve milli menfaatlerimizi korumaktan uzak “sıfır” vaziyetinin fark edilmesine set yaptı.
Meğer bütün bu müflis siyasetin kaynağı “Anayasa”ymış…
Meğer hükümetin elini-kolunu, demokrasimizin de bacaklarını bağlıyormuş bu “Anayasa”.
Hükümet, en son seçimlerde de “demokrasi zokası” yaptı…
Millet onurlu bir hayat standardı istedi, köylü-çiftçi toprağının bereketini, tarım kesimi hasatının-ürününün parasını görmek istedi… AKP hükümeti, vatandaşın eline “yeni Anayasa vaadi” tutuşturdu.
Oy pusulasının ucuna “demokrasi zokası” iliştirdi…
AKP, millete yutturdu.
Dağdakiler de, bağdakiler de bu zokayı yuttu.
“Yeni anayasa” zokasını yutanların “mide yapısı”na göre gurultular yükselmeye başladı.
Cebinden-midesine, yüreğinden-ciğerine delik-deşik olan milletimin büyük kesiminde “yanma ve hatta kanama”lar görüldü. Millet, hazmetmek için karnını ovuşturmaya devam ediyor.
PKK terörünün elebaşları ise almış başını gidiyor.
Demokrasi zokası, dağdakileri azdırdı… AKP’nin “demokrasi zokası”nın dağdaki faturasını vatan evlatları canları ile ödüyor.
“PKK terörü elebaşlarıyla ile görüşen şerefsizdir” tarzında “tiyatral çıkış”lar yapan Ankara Devlet Tiyatrosu sanatçıları, bir yandan PKK elebaşlarıyla yaptıkları üst düzey devlet görüşmelerindeki makaralarla koltuk kabartıyor, diğer taraftan da “yeni Anayasa” turlarını sürdürüyorlar.
Yeni Anayasa bağlamında Burhan Kuzu konuşuyor, Başbakan R. T. Erdoğan, çıkışlar yapıyor.
Erdoğan, TBMM’deki 4 partiden üyeler isteyeceklerini söylüyor.
Yeni Anayasa değil de, yeni bir Meclis iç tüzüğü çalışması olsa, makul karşılanabilir.
Meclis tablosunda, bir demokratik esaret ve demokratik vesayet var!
Milletin şu kadarlık kesimini temsil eden partileri, dünyanın hiçbir yerinde rastlanmayan biçimde “seçim barajında” boğ, Meclis’e sokma… Baraj malulü demokrasi ile Meclis’te koltuk kapanlara Yeni Anayasa yaptır. Ardından getir, Türk milletinin önüne… Bu yeni Anayasa Türk Milletinin Anayasa’sıdır, de!
Bu, “çok ileri bir demokrasi” oldu.
12 Eylül darbesinin askeri kurmayları, daha geniş çaplı, daha geniş iştirakli ve daha bağımsız bir kurula yaptırmışlardı Anayasa’yı! Devlet ve milletin çeşitli kesimlerinden üyelerin olduğu Danışma Kurulu vardı. Ondan bile mahrum Yeni Anayasa, nasıl, 12 Eylül’ünkinden daha çoğulcu, daha demokrat olacak.
Hiç olmazsa, Meclis içindeki ve dışındaki tüm partilerden üyeler isteyin, toplumun düşünen-strateji üreten sivil kurumlarından beyin takımı oluşturun…
Türk milletinin Anayasa’sı olacak ise, Türk milleti olsun bu işin içinde!
Onu beceremediniz; bari, Amerikan misyon şefleri, AB temsilcileri, azınlık elemanları ve PKK elebaşları kadar, Türk milleti de olsun işin içinde…
Aksi halde demokrasi mavallarına ve sivilleşme aldatmalarına milletin karnı tok!
AKP hükümeti, önce, Yeni Anayasa bağlamında, eş başkanlığını yürüttükleri Büyük Ortadoğu Projesi şeflerinin kendilerinden neleri istediklerini açıklasınlar.
Hızla çökmeye devam eden ve fakat hükümetin ham hayallere takılıp peşlerinden sürüklendiği AB şefleri neleri istiyor, onları açıklasın…
Gayr-ı müslim azınlıklar, küresel sermaye lobileri ve PKK elebaşları, yeni Anayasa adına kendilerinden hangi taleplerde bulunuyor, onları ortaya döksün... Milletimiz bir görsün!
Türk milleti bu işin neresinde; yerini bilsin, millet… Emme basma tulumba gibi yeni Anayasa diye önüne konacak taslağa “evet” demek dışında, bu işin hiçbir yerinde olmadığını bilsin!
Millet, her şeye, tamam, eyvallah diyor da… Lakin bari bu kadarını da olsa milletten esirgemeyin!
Sözüm şu ki, bu kadar vahim demokrasi tezgahlarını görmeyen bir millet, “demokratik esaret” içinde demektir.

Mehmet Emin Koç
Yeni Mesaj Gazetesi


Eklenme tarihi: 16-10-2011