Demeçler


BOP’ta siyasi figüran olmamanın demokratik yolu

BTP Genel Başkan yardımcısı Mehmet Emin Koç BOP'ta siyasi figüran olmamanın yollarını anlatıyor.
---
Kim ne derse desin, Türkiye “tam bir BOP operasyonu”nun cenderesinde… Siyasette, idarede, hukukta, yargıda, medyada, dinde-diyanette operasyon!

Hükümetin icraatlarından ve Türkiye’nin gidişatından, bizzat AKP’ye oy vermiş kesim içinde rahatsızlığını izhar eden çok ciddi bir yekun var… Alternatif bir arayış içinde olanlar hayli fazla! AKP’ye destek vermiş okumuş-yazmış kesimin epeyce bir kısmı ise, millet, devlet ve siyaset üzerinde operasyonların varlığını konuşuyor.

Geniş halk kesimi ise işsizlik, yoksulluk ve açlıkla cebelleşiyor.

Bu arada Güneydoğu bölgemize üzerindeki “operasyon”ların geldiği nokta, hiç de iç açıcı değil…
AKP hükümetinin “başkanlık modeli”ni seslendirdiği süreç ile, siyasete yönelik “operasyon”ların konuşulduğu süreç at başı ilerliyor.

Amerikan modelinin Türkiye’ye giydirilmesinden bahsediliyor.

Çok partili siyasi hayatın “iki akımlı”, iki partili” bir sisteme dönüştürülmesi seslendiriliyor.

Cumhuriyetçiler ve demokrat açılımcılar…

Kısaca CHP ve AKP!

Gerisi, demokrasinin maydanozu!

Başını biraz fazla kaldıran veya aykırı düşünmeyi demokrasiye aykırı olarak sergileyenler, “demokratik kodes”lere tıkılıyor, onların omuzları üzerinde Demoklesin kılıcı işliyor!
“İstikrar” denilen sihirli enstrüman, ancak siyasetin bu şekilde “ikili sistem”e dönüştürülmesiyle sağlanacak.

Pompalanan bu, üfürülen bu…

BOP eksenli siyasi operasyonda “referandum öncesi” düğmeye basıldı.

BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, bir kış günü ansızın karlara gömüldü.

CHP’de kasetli operasyon yaşandı; Deniz Baykal sürpriz biçimde koltuğu bıraktı.

MHP’ye yönelik “operasyon” bizzat Devlet Bahçeli tarafından seslendirildi.

Bahçeli “Yeter artık diyenlerle, iş bekleyenlerle, ekmek isteyenlerle ve lider ülke Türkiye özlemini yüreklerinde taşıyanlarla kutlu yolculuğumuzu Cenab-ı Allah’ın izniyle sürdüreceğiz ve zalime, ihanete ve Okyanus ötesinin oyunlarına inat mutlaka iktidara ulaşacağız” dedi.
Bahçeli, “Partimiz mensupları arasında, Gülen’e saygısını kaybedenlerin sayısı artıyor” ikazı yapmayı ihmal etmedi.

Bahçeli, benzer bir ihtarı AKP’ye şu cümlelerle yaptı:

“3 Kasım 2002 seçimleri öncesi kendisini gösteren MHP’siz siyaset projesi bir kez daha belini doğrultmuş ve bu defa da yıkım koalisyonu bu ihaleyi almıştır… Adalet ve Kalkınma Partisi’nin, partimize gönül vermiş değerli arkadaşlarımızı kandırmak maksadıyla kalleşçe yaptığı siyasi propagandadan bir an önce vazgeçmesini şimdilik ihtaren bildirmek isterim.”

DP kongresinde yaşanan sürpriz gelişmeleri de bu “süreç” dışında düşünmek makul olmasa gerektir.

Dirayetli Erbakan Hoca’nın vefatından sonra Milli Görüş’ün temsilcisi SP, “deve kuşu” gibi… Yukarı bakıyor “kuşum” diyor, aşağı bakıyor “deveyim” diyor. BOP operasyonunun F tipi siyasi çomaklarıyla çelik-çomak oynuyor!

“İki figüranlı demokrasi”ye geçiş operasyonu, AKP iktidarının 12 Haziran’da önünü kesecek bir “milli birliktelik”e geçit vermiyor.

İşin daha ilginç ve vahim tarafı, düğmeye basıldıktan beri “operasyon”a kurban vermeye devam edenler de AKP’ye karşı “köklü bir demokratik birlik” oluşturma çabası içinde değiller!

CHP, MHP ve diğerleri maalesef bu kıvamda…

Türk milletini adeta AKP’ye mahkum ediyorlar.

Güdümlü anketörler eliyle MHP’nin “baraja takılma fobisi” gideriliyor. Bahçeli’nin “endişesini izhar ve muhataplarını ikaz ettiği” üzere, bir taraftan MHP’nin birçok temel taşları sökülüyor, diğer taraftan ise anketlerle balonu bilerek şişiriliyor… Muhtemel bir birliktelik arayışı içinde olmasın, AKP’nin iktidarını sarsacak bir oluşumda baş çekmesin diye…

CHP’nin vaziyeti zaten malum… Onları mikserlemek için bir kaset veya bir kaset söylentisi yetiyor!

CHP kurmayları, “kaset”le meşgul oldukları vakitler dışında, zaten söylemleri ve çıkışlarıyla AKP’ye çalışıyor, AKP’nin oylarını artırıyor, AKP’nin değirmenine su taşıyorlar!

“Türk milletinin iktidarı” olarak güçlü bir “milli birliktelik” için, önce Türkiye üzerindeki BOP operasyonunu, temel dinamiklerini ve yerli çomaklarını görmek gerekiyor, bir. Yanısıra “katıksız bir samimiyet”, iki. Dost gibi görünen BOP çomaklarının oyunlarını bozacak bir basiret ve irade, üç. Millet adına iktidara gelmenin mesuliyetini karşılayacak bir Milli Ekonomi Modeli, Sosyal devlet projeleri ve bu projeleri uygulayacak donanımlı, külhan yürekli, vizyon sahibi ve çalışkan bir kadro, dört…

Bu perspektiften bakılırsa ve maşeri vicdanın kanaati yoklanırsa; BTP, bütün bu “olmazsa olmaz” şartları haiz ve hazır tek partidir.

CHP’sinden MHP’sine tüm muhalefet partilerinin, BTP’nin Sosyal devlet projelerini aşırarak seslendirmeleri bu gerçeğin lisan-ı hal ile ifadesidir. Aynı şekilde “milli bir birliktelik”ten söz edildiğinde ister sağdan, ister soldan akl-ı selim sahibi her vatan evladının doğal refleks olarak ilk aklına gelenin BTP olması, “hepsi tamam ama BTP’siz hiçbir şey olmaz” demek durumunda kalması bundandır.

Türkiye’nin cendereye alındığı “BOP operasyonu”nda öyle veya böyle figüran olmamanın yolu, böyle bir samimi “milli birliktelik”ten geçiyor… BOP’ta siyasi figüranı olmamanın demokratik yolu budur!

Gerisi, demokrasi adlı çelik-çomak oyunudur!


Eklenme tarihi: 14-03-2011