Demeçler


Alım gücü ve süt üretimi

Alım gücü ve süt üretimi

Alım gücü ile ilgili yazıları yazmaya devam ediyoruz. Tarımın ve köylünün yerlerde süründüğünü ortaya koymak için iki önemli ürünü iki ayrı yazı ile ele aldık. Buğday ve şeker pancarı. Buna çay tütün fındık zeytin ayçiçeği soya gibi birçok ürün daha eklenebilir ama fotoğrafı ortaya koymak için bu ikisi ile yetinelim.
 
Gelelim hayvancılığa. Burada hepimizi ilgilendiren konuların başında süt üretimi gelir. Çiğ süt üretimi köyde yaşayan herkesin ya ana geçim kalemi ya da yan geçim kalemidir. Yani bir köylü olmasın ki ahırında bir-iki tane inek olmasın. Tabi şimdiden değil eskilerden bahsediyorum. Eskiden Anadolu’da araba ile seyahat ederken hem büyükbaş hem de küçükbaş hayvan sürüleri yol kenarlarında mütemadiyen uzar giderdi. Şimdi görebilene aşk olsun.

Prof. Haydar Baş köylü ile ilgili olarak önemli bir gerçeğe epeydir dikkat çekiyor. Biz, “bu siyasi iktidar ve AB’ye evet diyen muhalefet, AB’ye söz verdi tarım kesimi 10 milyona düşecek” diyoruz. Bunları ilerleme raporlarında bulmak mümkün.

İşte Sayın Baş bunun silah zoru ile olmayacağını, uygulanan tarım ve hayvancılık politikaları ile insanları geçim darlığına iterek köyden şehre göçe zorlanarak olacağını söylüyor.

İşte sütte yaşananlar tam da bunun ispatı niteliğinde.

Çiğ sütte hesap yapılırken çok basit bir oranlama kullanılır. Çiğ süt fiyatı ile süt yemi fiyatı birbirine oranlanır. 1 kg çiğ süt 1.5 kilo süt yemini karşılıyorsa bu maliyettir, üstü üreticiye kar olarak kalır. Çünkü ülkemizde büyükbaş hayvancılıkta maliyetin yüzde 70’i süt yeminden gelir. Ülkemizde kaba yemden ziyade karma yem kullanılır. Yem bitkilerinin ekim alanlarının çok çok az olması süt yemi fiyatlarının yukarı doğru artmasına neden olmaktadır.

Gelin bakalım, Başbakan’ın alım gücünü yükselttim dediği süt üreticisinin hali nicedir?

2003 yılında çiğ sütün fiyatı 40 kuruş idi. 2013 yılında ise bu fiyat 95 kuruş. 9 kuruş da destekleme 1.04 TL’ye geliyor fiyatı. Topu topu 10 yılda 1 kat artmış. Tabi bu fiyat resmi fiyat. Gerçek hayatta mandıralar köylüden bu sütü 75 kuruşa alıyor o da işin realitesi.

Peki, süt yeminde durum ne?

2003 yılı Ocak ayında süt yemi 0.3 TL idi, 2013 yılında 0.95 TL’ye çıktı. Yani tamı tamına 3 kat arttı.

Satış fiyatı 1 kat maliyet 3 kat arttı. Şu anda 1 kg süt ile ancak 1 kg yem alınıyor oysa en az 1.5 kg alınırsa gelir gideri ancak karşılıyordu.

Şimdi hep beraber soralım, son 10 yılda toplam enflaston yüzde 200 düzeyinde, yani hayat 2 kat pahalanmış. Diğer taraftan köylünün cebine giren para ise süt fiyatlarına bakınca görüyoruz ki 2 kat azalmış. İşte bu tabloya
Başbakan “iyisiniz, hem de çok iyisiniz” diyor.

İşte yaşadığımız bu. Ama bu kaderimiz değildi, Prof. Haydar Baş bizim önümüze yepyeni bir çıkış koymuştu sadece milletin değil, insanlığın çıkışı bu.

Ürün alım garantisi, maliyeti kadar destekleme ve ayrıca piyasa fiyatını üretici belirleyecekti. Yani bugün 9 kuruş olan destekleme 150 kuruş düzeyinde olacaktı. Ayrıca bir de satış fiyatı üretici abat olacaktı. Hem de sütün fiyatı tüketiciye ucuz ulaşacaktı.

AB’de üreticinin eline geçen fiyat 4 TL düzeyinde 169.8 euro/100 kg hedef fiyatı baz alınıyor.

Ama bu arada tüketici sütü pahalı içiyor. Oysa Sayın Baş’ın modelinde hem üretici daha çok kazanacak hem de tüketici sütü ucuza tüketecek.

Bugün köylü maliyetini kurtarmadığı için süt hayvanını kasaba satmış durumda. Ama bizim istatistik kurumu sıkılmadan ülkemizde hayvan sayısı artmış diyor.

Ya sayı saymasını bilmiyorlar ya da işin içinde başka bir şey var. Araştırdım eskiden koyun, keçi, inek ve manda sayılırdı bu ülkede. Şimdi kediler köpekler kargalar martılar bile sayılmaya başlanmış. Tamam da artık bu mızrak bu çuvala girmiyor, bir çok köyde çocuklar inekleri artık ahırlarda değil fotoğraflarda görüyor.

Başbakan alım gücü arttı diyor. Herhalde burada bize süt, et satan yabancı ülkelerin üreticilerini kastediyor.
 
 
Selim Kotil
BTP Genel Başkan yardımcısı


Eklenme tarihi: 04-08-2013