Demeçler


Alım gücü ve buğday üreticisi

Alım gücü ve buğday üreticisi

AKP iktidarı sık sık alım gücü tabloları hazırlayarak vatandaşların kendi iktidarları döneminde alım güçlerinin arttığını söylemektedir. Maalesef Mecliste muhalefet yapan siyasilerin halkın iktisadi hayatı ile pek alakaları olmadığı için, bu gerçeği yansıtmayan rakamlara karşı herhangi bir eleştirileri bulunmamakta. Zaten elde bir çözüm de olmayınca var olanı eleştirmek de işlerine gelmiyor.

Oysa BTP Lideri Prof. Haydar Baş, sadece yanlışı ortaya koymuyor, çözümü de ortaya koyuyor. Bu sebeple bir yazı dizisi yazmaya karar verdim. Tek tek her kesimi masaya yatırarak acaba 2002 ile 2013 arasında satın alma güçleri ne olmuş bunu ortaya koyalım istedim ve tabi Sayın Baş’ın çözüm yollarını da yanına koyarak halkımıza mukayese etme imkânı tanıyarak.

Gelin işe Atatürk’ün “milletin efendisi” dediği köylüden başlayalım. Ülkemizde en çok ekilen ürünlerin başında buğday gelir. Önce bu kesimi ele alalım.

1998 yılında 9 milyon 800 bin hektar buğday ekilirken bugün bu rakam AKP döneminde dramatik bir şekilde düşerek 2013 yılında 6 milyon 900 bin hektara düştü. 1 hektar 10 dönüm diye hesaplarsak ve bu arazilerin başka bir tarım ürününe ayrılmadığını diğer ekilen ürünlerin rakamlarına bakınca tespit ettiğimizde. Ülke topraklarının artık boş arazilere dönüştüğünü söyleyebiliriz.

Peki, biz arazilerimizi boş bırakırken buğday ithalatı yapıyor muyuz? Evet, 2012 yılında 4 milyon tonun üzerinde bir ithalat yapıldı. Tabii ki yüzde 200’lere varan gümrük duvarları AKP iktidarında zaman zaman sıfırlanarak yabancı üreticinin önü açılmaktadır. 21 milyon ton toplam üretimimizin yanında bu ithal rakamı çok ciddi bir orandır.

Gelelim buğday eken köylünün haline. 

Öncelikle şunu söylemek lazım ülkemizde yaklaşık 15 milyon kişi buğday ekimi ile geçinmektedir. Yani nüfusun yüzde 20’si buğdaydan geçinmekte.

2003 yılında buğdayın tonu 360 TL iken 2013 yılında 720 TL olarak açıklandı. 10 yılda buğday fiyatı sadece yüzde 100 arttı. Şöyle bir mukayese yapalım geçmiş iktidarlar bu iktidarın 10 yılda yaptığı zammı acaba ne kadar zamanda yaparlardı? 93’te 2.1 TL, 94’te 5 TL, 95’te 11.2 TL, 96 yılında 25.2 TL, 2000 yılında 117.3 TL, 2002 yılında 259 TL. Yani ortalama her yıl buğday müdahale fiyatı yüzde 100 artmış, ama bu iktidar geçmiş iktidarların 1 yılda yaptığını 10 yılda yapmış.

TMO ise şu anda ekilen buğdayın sadece yüzde 5’ini satın alıyor gerisi tüccara gidiyor ve tabii ki yarı fiyatına, yani esasında AKP iktidarında buğdayın fiyatı hiç artmadı olduğu yerde sayıyor.

Gelelim mazot ve gübrenin haline.

2002 yılında mazot, 1.09 TL, ÜRE 237 TL, DAP 354 TL, 2013 yılında mazot 4.3 TL, ÜRE 1049 TL, DAP 1262 TL.

Yani köylünün maliyeti tam tamına yüzde 400 artmış. En iyi senaryo ile bu köylü AKP iktidarında tamı tamına 4 kat fakirleşti. Yani alım gücü 4 kat azaldı.

Başbakan kalemi kâğıdı alsınlar karşıma çıksınlar diyor. İşte Sayın Başbakanım toplumun yüzde 20’sinin birebir geçim kaynağı olan buğdaydaki tablo bu. Geri kalanları da yazacağız. Yani sırada memur var, işçi var, hayvan üreticisi, pancar üreticisi, esnaf var. Toplumun tamamı bu iktidar döneminde sıfırla çarpıldı.

Bu yazı dizisinin sonunda ise acaba yandaşlar bu iktidar döneminde ne oldu buna değineceğiz.

Gelelim çözüme. 

Eğer halk BTP liderine destek olsa idi 2003 yılında buğday fiyatı 1000 TL olacaktı. Varın 2013 yılını siz düşünün. İthalat yerine boş kalan bütün arazilerimiz buğday ile dolacaktı. Mazot 1 TL bugünkü fiyatı ile olacak, gübre desteği ile maliyetler dibe vuracaktı. Ürün alım garantisi ile üretilen buğdayın yüzde 100’ü devlet tarafında alınacak, daha ürünü ekilirken Ocak ayında tahmini gelirin yarısı peşin olarak verilecekti. Hiç kimse tefeciye muhtaç olmayacaktı.

Artık köylü ürettiğini satarak değil, arazisini satarak hayatta kalmaya çalışıyor. Oysa BTP iktidarında köylü milletin efendisi olacaktı.

AB’ye evet diyen bütün siyasi partiler köylü kesiminin 10 milyon azaltılması hususunda söz verdiler. İşte bu ve benzeri uygulamalar ile araziler boş bırakılıyor, köyler boşaltılıyor ki AB ve ABD köylüsüne pazar oluşturulabilsin.
Burada çok çarpıcı bir nükte daha var. Buğdayın sapı, yani samanı buğdayın kendisinden daha pahalı. Çünkü samanın kilosu 1.3 TL civarı o yüzden bir çok vatandaş ineğine saman yerine buğdayın kendisini yedirtiyor. 

Şu halimize bakın daha ders almak için ne bekliyoruz?

Geçmiş dönemlerde böyle bir tablo ancak büyük bir felaket veya Allah’ın gazabı olarak adlandırılırdı.

Bu sürecin ikinci bir çözümü yok. 

Prof. Dr. Haydar Baş başa gelmeden bu boş araziler ekilmez, buğday üretenin güzü de gülmez.


Selim Kotil
BTP Genel Başkan Yardımcısı


Eklenme tarihi: 03-08-2013