Demeçler


Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi ittifak çalışmalarını anlattı

Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi ittifak çalışmalarını anlattı

BTP Genel Başkan Yardımcısı Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi seçim sürecinde yaptıkları ittifak çalışmaları hakkında açıklamalarda bulundu.

Siyaset kim adına yapılır? Siyaset millet adına yapılır. Gelişmelerden milletimizin haberinin olmasında önem var. Partimize her taraftan e-mailler geliyor, telefonlar açılıyor, bizzat geliyorlar. 'ittifak içinde bulunun, ittifakla beraber Meclis'e girin ve şu güzelim projeleri mutlaka uygulamaya koyun buna ihtiyacımız var.' diyorlar. Hem de Genel Başkanımızın öteden beri ifade ettiği bir gerçek vardı, diyorlar ki; 'dördüncü partinin Meclis'e girmesi lazım ki, gerçek manada muhalefet yapılabilsin çözüm ortaya konabilsin.'

Gelen bir e-maili örnek olsun diye söylüyorum, diyor ki; 'Sayın Şener ve Erbakan'ın oluşturmaya çalıştığı ittifakın içerisinde sizide görmek istiyoruz.' Özellikle vatandaş bu tarz başvurularda bulunuyor. Diyor ki; 'o zaman yıkın şu barajları girin Meclis'e Milli Ekonomi Modelini uygulayın' diyor. 'Ülkemizi işgalden kurtarın' diyor. Ve diyor ki 'milletin değerleriyle oynayanlarla daha iyi mücadele edin.' Bu manada e-mailler geliyor. Gelen bu e-mailleri, telefonları, talepleri memnuniyetle karşılıyoruz. Vatandaş Prof. Dr. Haydar Baş'ı Meclis'te görmek istiyor.

Peki biz ne yaptık? Biz, BTP olarak mutlaka 4. bir partinin Meclis'e girmesi gerektiğinin altını çizdik. Saadet Partisi'ne gittik. Dedik ki; 'arkadaşlar Türkiye bir çıkmazın içerisinde, ülkede yaşanan olaylar hepimizin gözü önünde cereyan ediyor. Artık bu işin saklısı gizlisi kalmadı. O yüzden bir ittifak yapmamız lazım dedik ve böyle bir ittifakta bizim herhangi koşulumuz yok ön koşulsuz olarak geldik buyrun çatınız altında ittifak yapalım' dedik. Saadet Partisi çatışı altında. Türkiye'de bir çatı sorunu var, yok senin çatı yok benim çatı. Prof. Dr. Haydar Baş'ın çok enteresan bir tespiti var diyor ki; 'ittifak olaylarında söz konusu vatan olduğu zaman, millet olduğu zaman egomuzu bir kenara koymak zorundayız' diyor. 've biz egomuzu bir tarafa koyduk.' Genel Başkanımız Haydar Baş bey, 'ben devre dışı da kalabilirim' demişti. 'Arkadaşlarımın olması kafidir, ben meclis dışında kalırım, meclis dışında çalışmaları sürdürürüm' bile demişti.

Görüşmeler başladı, iki görüşme yapıldı gayet müspet geçti. O zaman merhum Erbakan henüz yaşıyordu, merhum Erbakan bizim bu teklifimizden çok hoşnut oldu, çok dua ettiler ve ittifak görüşmelerini partiler adına sürdüren genel başkan yardımcılarına talimat verdiler. Beraber görüşmelerin olması, ittifakın gerçekleştirilmesi konusunda. Erbakan rahmetli oldu, sebebini bilemiyoruz Saadet Partisi bir anda döndü.

Ne oldu bakın bir kaç örnek vereceğim. Her hafta arkadaşımız Fuat Şengül görüşmeleri yapıyor, üçüncü görüşme yapılacak o görüşmede de ittifaktaki diğer partiler de olacak. Türkiye Partisi olacak, hangi parti düşünülüyorsa a da olacak, bizde olacağız. Oturup konuşmanız lazım, ortak strateji üretmeniz lazım, sizin de bir sinerji katmanız lazım, sizin de olayı kolaylaştırmanız lazım. Biz de sorunsuz bir ortak konumundayız hiç bir ön şartımız yok. Dediler ki; 'efendim bugün toplantı olmayacak çarşamba günü olacak bugün gelmenize gerek yok.'

Neyse, hocam dedi ki; 'evet toplantı Çarşamba günü olacak diyorlar ama siz Salı günü bir gidin bakalım, orada görecekleriniz vardır'. Arkadaşlar Salı günü gittiler, bir de baktılar ki o gün adamlar toplantı yapıyorlar. Bize Çarşamba günü toplantı var diyorlar bir de bakıyoruz ki Salı günü adamlar toplantı yapıyorlar. Nedir bu? 'efendim Çarşamba olacaktı da bugün geldiler bu gün yapıyoruz.' Sanki sıradan alış verişe çıkılmış gibi. Bizim arkadaşlar bekliyorlar orada. Toplantı bitiyor diyorlar ki; 'toplantı da alınan kararda bu ittifak olmayacak herhalde, biz bunu alt komisyonlara havale ettik o yüzden biz sizi ararız sizin bizi aramanıza gerek yor.' Ertesi günü basından öğreniyoruz genel başkanlar bir araya gelmişler açıklama yapıyorlar. Bu alt komisyon dedikleri her halde genel başkanlar.

Bununla da bitmiyor, merhum Erbakan memlekete hizmet etmiş bir şahsiyet, geçmişte bizim de hukukumuzun olduğu bir insan, görüştüğümüz bir insan. Erbakan'ın cenaze merasimine bizzat Prof. Dr. Haydar Baş bey iştirak ettiler, Genel Başkan Yardımcılarımız iştirak ettiler. Başkanlık Divan üyelerimiz iştirak ettiler, İl Başkanlarımız iştirak ettiler, Partililerimiz iştirak ettiler, yoğun bir iştirak. Bu güne kadar parti hayatımızda böyle kapsamlı bir iştirak olmamıştı. Bunlar yetmiyor cenaze merasiminden önce 81 İldeki partimizin İl ve İlçe Başkanlıkları, Saadet Partisinin İl ve İlçe Başkanlıklarına bizzat gidip taziyede bulundular, bizim üzerimize düşen birşey var mı diye sordular. Saadet Partililer bu manada bizim şahidimizdirler. Böylesine bir cenazeye katıldık. Cenaze merasiminde genel başkanımız, bizler, diğer parti genel başkanları, bürokrasi, halk katılmış durumda. Çekimi TRT yapıyor. TRT çekimi esnasında ön taraftaki siyasileri tararken ikide bir genel başkanımız da ekrana geliyor. Bu arkadaşlarımız kendi televizyonlarında cenazeyi anlatıyorlar tabi acılarını paylaşıyoruz. Herkesten bahsediyorlar o genel başkan burada, bu genel başkanı burada bir defada deki Prof. Dr. Haydar Baş'ta burada bir kere ağzına almadı. Yetmedi TV5 bütün partileri sayıyor onlar geldi bunlar geldi diye bir kere Bağımsız Türkiye Partisi'ni ağzına almadı. Partililerimizden tepkiler geldi 'biz bunların cenazesine katıldık bunlar bizden bahsetmiyor' diye. Susduk, suskun kaldık. Belki dedik gazetede bahsederler aldık elimize Milli Gazete'yi sayfaları çeviriyoruz adımızdan bahseden yok, satır aralarında bile partimizden bahsetmiyorlar. Adamlar bizi yok sayıyorlar.

İttifakları partiler adına yöneten ilgili genel başkan yardımcısına gittik. 'bizim nazımızın geçtiği TV kanalları var. Ulusal duruşları da var. Bize bir adamınızı verin gelsin program yapsın, geniş tabanlara ulaşılsın.' Aradan 1 ay geçti bir tane adam vermediler. Senin yayın derdin yok mu? Kendini ifade etme derdin yok mu? Kısacası Saadet Partisi bizi tamamen dışladı. Hiç bir ön şartsız gitmemize rağmen, merhum Erbakan'ın istemesine rağmen bir anda nasıl olduysa işler değişti.

Gelelim Türkiye Partisi'ne Abdüllatif beyle görüşme yaptık. Abdüllatif beyin görüşmede biraz kafası karışıktı. Barajı aşar mı aşmaz mı, nasıl olacak, nasıl bitecek? Abdüllatif beyi bizzat Genel Başkanımız ikna etti. 'bakın dedi ittifak yapmamız lazım Türkiye'nin hali budur. Sizin, Saadet Partisi'nin ve bizim arkadaşların çalışmalarıyla, daha sonradan bize katılacak arkadaşlarla da barajı geçeriz, çok ciddi de oy alırız. Bir iki parti daha var onlarıda katarsak biz hükümet oluruz.' dedi. Abdüllatif bey o toplantıdan yeniden dirilmiş olarak çıktı. 'Hemen bu ittifakı açıklamalıyız' dedi. Aradan biraz zaman geçti Abdüllatif bey basına yaptığı açıklamada 'ittifak yapmak lazım, ben de Saadet Partisi'nin çatısını kabul ettim.' Bu nasıl ittifak açıklaması. Bizim bildiğimiz ittifak açıklamasında partiler bir araya gelir çıkarlar milletin karşısına 'Ey milletimiz biz şu çatı altında şu koşullarda bir araya geldik sizin desteğinizi istiyoruz.' Bizim partimizi anan yok vaziyet bu.

Kısaca biz ittifakta istenmiyoruz Saadet Partisi ittifakında, Türkiye Partisi ittifakında istenmeyen unsur haline geldik. Şunu hasseten belirtmek isterim, endişeleri biziz. ABD ile ilgisi olanlar lafta başka; özde başkalar.Fakat bir ittifak için çalışıyoruz. Gayret de ortaya koyuyoruz ve uygun bir ittifakla da milletin önüne çıkacağız. Olmadı, BTP 81 ilde teşkilatı olan planları, projeleri diğer partiler tarafından alınan ve çalınan, başında lider şahsiyet Prof. Dr. Haydar Baş olan, dünyanın gıpta ettiği, insanımızın gönlünü açtığı bir parti. Dağa gidiyoruz 'iş aş Haydar Baş', şehre gidiyoruz 'iş aş Haydar Baş' yani millet diyor 'iş aş bu sefer Haydar Baş'.


Eklenme tarihi: 07-01-2013